DEPREM VE SONRASINDAKİ YIKIM SÜREÇLERİNİN TOPRAĞA VE HAVAYA KARIŞAN MADDELERİN SUYA OLUMSUZ ETKİLERİ (2024)

Related Papers

Depremle Başa Çikma Strateji̇leri̇ne Kültürel Bi̇r Yaklaşim: Türk Halk Şi̇i̇rleri̇ Ve Memoratlari Örnekleri̇

2020 •

hülya Çevirme

Bu calismanin amaci; depremin sosyal ve psikolojik boyutunun arka planlarindan biri olan kulturel boyutun, depremle bas etme stratejileri arasinda tartisilmasini saglamak ve deprem egitiminde bu kulturel boyutun kullanilmasini onermektedir. Calismada dokuman incelemesi yontemi kullanilmis, betimsel analizle yorumlanmistir. Arastirmanin sonucunda Turk halk siirleri ve memoratlarinin depremle ilgili dogaustu, mistik, geleneksel inanc ve dusunceler barindirdiklari gorulmustur. Halk siiri ve memoratlarda bulunan en yogun inanc ve dusunce ise depremin nedeninin Allah ve kader oldugudur. Bu anlatilarda depreme iliskin olumlu kulturel boyut; halk siirlerinde birlik ve beraberlik mesajlarinin verilmesi ve dayanisma geleneginin yuceltilmesidir. Olumsuz kulturel boyut ise depremin din, gelenek ve gorenege aykiri davrananlar yuzunden verilen bir ceza oldugu inancinin bulunmus olmasidir. Buna ek olarak deprem surecinde olusan toplumsal ve politik ayrismalar da olumsuz kulturel bir boyut olarak ...

View PDF

Türkiye'de 2006 ve 2010 Yılları Arasında Hemşirelik Dergilerinde Yayınlanan Makalelerin Değerlendirilmesi

2017 •

nurcan akgül

Amac: Bu calismanin amaci, Turkiye’de 2006-2010 yillari arasinda hemsirelik dergilerinde yayinlanan makalelerin cesitli ozelliklerinin degerlendirilmesidir. Yontem: Calisma tanimlayici ve retrospektif turdedir. Calismaya Ulusal Tez Tarama Merkezi veri tabanlari ile Turkiye’de duzenli olarak yayinlanan, editorlu ve cevrimici olarak ulasilabilen 2006-2010 yillari arasinda yayinlanmis 11 hemsirelik dergisinin arsivinde yer alan 1013 makale alinmistir. Bu makaleler arastirmacilar tarafindan literatur taramasi yapilarak yapilandirilmis bir degerlendirme formu araciligi ile incelenmistir. Inceleme sonucunda elde edilen bilgiler SPSS veri tabaninda, sayi ve yuzdelikler yardimi ile degerlendirilmistir. Bulgular: Hemsirelik dergilerinde basilan makalelerin yayin turunun en fazla arastirma makalesi, tanimlayici turde ve iki yazarli oldugu, veri toplama araci olarak soru formunun kullanildigi, calisilan konularin cogunlukla hasta bakimina yonelik oldugu ve co*k azinin maddi destek aldigi belirl...

View PDF

Türkiye’de 6. sınıf öğrencilerinin konuşma becerileri ve eleştirel düşünme etkinlikleri ilişkisi üzerine bir çalışma

TEZ11589Tez (Yüksek Lisans) -- Çukurova Üniversitesi, Adana, 2019.Kaynakça (s. 73-83) var.xvi, 143 s. : res. (bzs. rnk.), tablo ; 29 cm.Milli Eğitim Bakanlığı 21. yüzyıl yeteneklerinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek açısından köklü değişikliklerin yolunu açmıştır. İngilizce dersi müfredatında belirtilen değişikliklerle eş zamanlı olarak, İngilizce Dersi Öğretim Programı, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığının temel ilkelerinin yanı sıra, 1739 sayılı temel kanununda tanımlanan genel amaçlarına uygun olarak gözden geçirilip düzenlenmiştir. Üstelik, 8+4 eğitim modelinden yeni 4+4+4 eğitim sistemine geçiş, Türk eğitim sistemindeki öngörülen öğretim programı değişikliğinin bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Yeni İngilizce Ders Programı, Diller için Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi: Öğrenim, Öğretim ve Değerlendirme’nin ilke ve tanımlayıcıları ile uyumlu olarak düzenlenmiştir. Diller için Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi ile paralel olarak, yaşam boyu öğrenme kapsamında 21. yüzyıl y...

View PDF

7. Sivil Strateji Sempozyumu Özet Bildiri Kitabı

Afet Yönetiminde AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ile Sivil Toplum Örgütlerinin Koordinasyon, İşbirliği ve Yönetişiminin Artırılmasının Önemi: 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri Örneği

2023 •

Doç. Dr. Erkan Çav

"6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri, dünyanın bir yıl içinde yaşadığı 7+ büyüklüğündeki ortalama 15-20 büyük depremden ikisini içerir. ABD İçişleri Bakanlığı’na bağlı Jeoloji kurumu U.S. Geological Survey’e göre 7+ büyüklüğündeki iki depremin sekiz saat arayla aynı bölgede gerçekleşmiş olması “olağanüstü” bir durumdur. Doğal olan ve olmayan tüm afetlere karşı daha yüksek bir bilinç, politika, hazırlık ve uygulama gerektiren bir dönemdeyiz. Savaşlar, göçler ve büyük kazalar gibi doğal olmayan afetler de en az doğal afetler kadar insanlığı tehdit etmektedir." (...) "Yaptığımız gözlemlere, görüşmelere ve depremle ilgili araştırma ve verilere dayalı raporda, deprem sonrasında gördüğümüz müdahale eksikliklerine, yanlış uygulamalara, yetersiz hizmetlere ve olumsuz durumlara ilişkin kapsamlı ve detaylı yaklaşımlar geliştirerek bundan sonraki doğal ve doğal olmayan afetlere karşı daha hazırlıklı, dayanıklı ve etkili müdahale kapasitesine sahip Yeni Afet Yönetimi Modeli için öneriler sunduk." (...) "Sivil inisiyatiflerin afetlere karşı sivil savunma reflekslerini ve afetlere dayanıklılık ve dirençlerini geliştirmeyi sağlamak temel hedefimiz olmalıdır. Bu kapsamdaki altı ana önerimiz şöyledir: 1- AFAD bünyesinde çeşitli koşulları karşılayan Sivil Toplum Örgütlerinin (STK) Afet Yönetimi kapsamında yönetim, karar ve uygulamada yer alması için esnek, modüler, entegre ve yönetişime dayalı bir modelin geliştirilmesi. 2- Koşullara uygunluk akreditasyon ve güvenlik protokolü imzalamış STK’larla “STK Koordinasyon Kurulu”nun kurulması. 3- Koşullara uygun STK’lara, afetlerde müdahale ve arama-kurtarma eğitimi verilmesi, ekipman sağlanması ve profesyonel kapasitelerinin artırılması. 4- Yerel STK’lara Afet Yönetiminde daha etkin roller verilmesi. 5- “Gönüllü Yönetim Sistemi”nin STK’larla birlikte oluşturulması. 6- Saydığımız özelliklerle güçlendirilmiş “Bütünleşik Afet Yönetimi Modeli”nin geliştirilmesi. Bu önerilerimiz, Türkiye Devleti tarafından oluşturulan ve geliştirilen makro politika ve uygulama tasarımı olan “Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli” için de katkı verecektir."

View PDF

Arap Baharı Sonrası Dönemde Fırat-Dicle Uyuşmazlığının Değişen Yapısı

International Journal of Social Sciences, Tuğba Bayar

Irak, Suriye ve Türkiye arasında 1960’lı yıllardan beri devam etmekte olan su sorunu, Fırat-Dicle havzasında artan kuraklık, nüfus ve tarım-enerji ihtiyaçlarıyla taraflara zarar veren bir çıkmaza girmiştir. Üç kıyıdaş arasında nehirlerin statüsü ve kullanımı hususlarına odaklanan uyuşmazlık bazı dönemlerde tırmanarak askeri tehditler içermiş olsa da sıcak çatışmaya dönüşmemiş ve su insan hayatını tehdit edecek şekilde bir silah olarak kullanılmamıştır. Öte yandan, Suriye ve Türkiye arasında 2000’li yıllarda yaşanan yakınlaşma döneminde dahi nihai bir anlaşma sağlanamamıştır. Bu arka plandan hareketle makalemiz “Arap Baharı” sonrası dönemde su sorunun yapısal bir dönüşümden geçmekte olduğunu vurgulamaktadır. Şöyle ki, bağımsızlık ilan etmeye hazırlanan Kuzey Irak Kürtlerinin yanı sıra Daeş/IŞİD ile PYD-YPG’nin havza boyunca stratejik toprakları ve barajları ele geçirmesi, uyuşmazlığa yeni devlet ve devlet-dışı aktörlerin birincil taraf olması ihtimalini doğurmuştur. Ayrıca, Suriye ve Irak’taki iç savaşlarda suyun ölümcül bir silah olarak kullanılması diğer bir önemli gelişmedir. Makalemiz tarafların ve konuların artmakta olduğu su sorununda uyuşmazlık çözümü ihtimalinin artık daha azaldığı sonucuna varmaktadır.

View PDF

Kurtarabilirsiniz/You Can Rescue

Tarih içinde İstanbul’u etkileyen afetlerin kronolojik olarak incelenmesi

2011 •

Deniz F Gündoğdu, zeynep gül ünal

Bu çalışma, İstanbul’u tarihsel süreç içinde etkileyen afetlerin türleri, oluşum nedenleri, tekrarlanma sıklığı, şiddet ve yayılım alanları ile buna karşı zaman içerisinde alınan tedbirler, idari sistemin ve kentsel dokunun değişimi arasındaki ilişkiyi inceleyerek söz konusu veriler ışığında İstanbul’da meydana gelen afetlerin sekanslarının, afet etkilerini azaltma stratejielinin belirlenmesi çalışmalarında kullanılacak bir yapıya getirmeyi hedeflemektedir. Çalışmada, İstanbul’un tarih boyunca maruz kaldığı deprem ve yangınlar, değişik kaynaklardan derlenenerek kronolojik olarak biraraya getirilmiştir. Kaynaklar arasındaki veriler karşılaştırılarak ve birleştirilerek, afetlerin kentteki yayılım alanları saptanmaya ve böylece kenti etkileyen yıkımın boyutu tanımlanmaya çalışılmıştır. Büyük depremler sırasında denizden gelen dalgaların yarattığı hasarlardan da bahsedilmekle beraber bunlara ilişkin yazılı kaynaklarda hasar verisi bulunmadığı için bu çalışma kapsamında değerlendirilmemişlerdir.

View PDF

İDARENİN YARGI DENETİMİ DIŞINDA BIRAKILAN CUMHURBAŞKANLIĞI İŞLEMLERİNİN HUKUK DEVLETİ AÇISINDAN ANALİZİ

İdarenin Yargı Denetiminde Bırakılan Cumhurbaşkanlığı İşlemlerinin Hukuk Devleti Açısından Analizi

2021 •

Burak Koçak, veli sadıç

Hukuk devleti ilkesi demokratik ve çağdaş devlet yönetim şeklinin en önemli unsurlarından biridir. İnsanların daha özgür yaşayabilmelerine teminat olmasının yanında bu ilke, herkesin daha huzurlu ve daha güvenli hissetmesini sağlamaktadır. Bu ilke ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin de göstergesidir ve bu kapsamda idarenin denetimi Devlet mekanizmasının hukuk kurallarına bağlı olmasını sağlayan vazgeçilmez öğelerindendir. 1982 Anayasası’nın ikinci maddesinde sayılan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri arasında hukuk devleti ilkesi de yer almaktadır. Anayasa’nın 125’inci maddesi “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” şeklindedir. Fakat aynı maddenin devamında ve diğer bazı maddelerde de yargı yoluna başvurulamayan işlemler de yer almaktadır. İdarenin denetimi temelde iki farklı şekilde olmaktadır: “İdarenin yargısal denetimi” ve “yargı dışı yollarla denetimi”. 2017 Anayasa Değişikliği ile idarenin denetiminde de değişiklikler olmuştur. Fakat bu değişiklikler de yeterli düzeyde değildir. Bu bakımdan bu çalışmanın amacı idarenin yargı denetimi haricinde bırakılan işlemlerinden Cumhurbaşkanlığı İşlemlerinin hukuk devleti ilkesi ile ne ölçüde bağdaştığının analizidir. Hukuk devleti, toplumların yıllar boyunca geçirdiği süreç sonucunda vardığı en ileri çağdaş düzey ve devlet sistemidir. İdarenin hukuka bağlı olması devletin tarafsızlığını ve vatandaşlara eşit davranılması açısından oldukça önemlidir. Şu an yürürlükte bulunan 1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” Anayasa’nın 125’inci maddesi ise “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” şeklindedir. Bu iki maddede yer alan düzenlemeler ile hukuk devleti ilkesi ve idarenin denetlenebilir olmasının gerekliliği Anayasa seviyesinde güvence altına almıştır. “Hukuk devleti” ilkesinin doğal bir sonucu olarak idarenin yargı makamları tarafından denetlenebilmesi, her türlü eylem ve işlemi hukuka bağlı olan ve vatandaşlarına hukuki güvence sağlayan idare oluşmasını sağlar. “Hukuka bağlı devlet” tanımını sağlayacak olan da bu yargısal denetimdir. Bağımsız ve tarafsız yargı tarafından yapılacak olan bu denetim mekanizması ile idare tüm eylem ve işlemlerini hukuka uygun olarak yapmak durumunda kalacaktır. Hukukun dışına çıkarak aldığı kararlarda ise karşısında yargı organını bulacaktır. Hukuk devleti ilkesi sayesinde devletin hem uluslararası alanda güvenilirliği artacak hem de bireylerin temel hak ve özgürlükleri hukuksal alanda güvence altına alınmış olacaktır. İdarenin yargı denetimi dışında tutulan işlemleri hukuk devleti ilkesinin istisnalarını oluşturmaktadır ve bu istisnalar Anayasa’nın 125’inci maddesine karşın hala geçerliliğini sürdürmektedir. 2010 Anayasa değişiklikleri ile bu işlemlerin kapsamı azaltılarak hukuk devleti açısından olumlu gelişmeler yaşanmışına rağmen hala yargısal denetime tabi olmayan önemli işlemler Anayasada varlığını sürdürmektedir. Bu çalışmanın konusunu da idarenin yargı denetimi dışında bırakılan işlemlerinden cumhurbaşkanlığı işlemleri oluşturmaktır. İdarenin yargı denetimi dışında bırakılan işlemlerini sadece cumhurbaşkanlığı işlemleri ile sınırlı değildir. Fakat sadece bir çalışmada hepsini ele almak mümkün değildir. Bu kısıtlılık çerçevesince hazırlanan çalışmada cumhurbaşkanlığı işlemlerini hukuk devleti açısından incelenmiştir.

View PDF

DergiPark (Istanbul University)

Ege Denizi İzmir İç Körfez'de (Türkiye) amatör balıkçılığın ekonomik değeri üzerine bir ön çalışma

2012 •

Bulent Miran

View PDF

International Symposium on Family Contemporary Opportunities / Threats Towards the Sustainability of Family Institution

Aile Kurumunun Bekası Açısından ‘Çocuğun Üstün Yararı’ Kavramı: Uluslararası Hukuk Perspektifinden bir Değerlendirme

2020 •

Deniz Tekin Apaydın

Aile kurumunun bekası, ailenin, özel olarak gözetilmesi gereken üyesi çocuğun bekasından ayrı düşünülemez. Çocuğun ‘çocuk’ olmaktan kaynaklı korunması gereken çıkarları vardır. Bunun temelinde çocuk bireylerin fiziksel ve bilişsel kapasitelerinin bir yetişkine kıyasen geride olması gerçeği yer alır. Bu vakıa uluslararası hukuk tarafından da kabul görmüş ve düzenlenmiştir. ‘Çocuğun üstün yararı’ kavramı ilk defa 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi ile ortaya çıkmış, ancak o zamandan beri kavramın kapsamı ve içeriği ile ilgili tartışmalar süregelmiştir. Daha sonra 1996 Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1/2 maddesi ile de teyit olunan bu kavram üzerinde mutabık olunan husus ise kavramın yeterince somutlaştırılamamış ve detaylı biçimde tanımlanamamış olduğudur. Tanımın netleştirilmemiş olması hukuki öngörülebilirliği ve dolayısıyla kimi zaman hukuki güvenceyi azaltmasına rağmen, olay bazında etkin kılınacak bir formül olarak kavramın esnekliğini ve dinamikliğini sağlamaktadır. Böylece çocuğun menfaatini gözetmenin gerekli olabileceği her durumda yasama organları, kamu ya da özel kurumlar, uygulayıcılar ve mahkemeler yapacakları işlemlerde bu menfaati göz önünde bulundurmakla yükümlü kılınmışlardır. Buna rağmen ulusal hukuklardaki uygulamalarda bu hükmün çocukların uluslararası antlaşmalar ile güvence altına alınan çıkarlarının korunması noktasında yeterliliği şüphelidir. Bu nedenle bu çalışma, sözü edilen kavramın hukuki olarak bir ‘temel ilke’ haline gelmiş olduğu kabulünden hareketle, kavramın derinlemesine incelenerek uygulamacılara ışık tutacak şekilde netleştirilmesini amaçlamaktadır. Bu minvalde kavramın maddi hukuka ilişkin bir içerik sağlamaktan ziyade bir ‘temel ölçüt’ işlevi yerine getirdiği söylenebilir. Dolayısıyla yetişkin bireylerin çocuk bireyler hakkında karar verirken ya da onlar adına herhangi bir işlemde bulunurken göz önünde bulundurmakla yükümlü oldukları usulî bir kuraldır.

View PDF

Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Dergisi

Sanrılı Bozukluğu Olan Hastaların Klinik ve Demografik Özellikleri: Retrospektif Bir Çalışma

Aysun KALENDEROĞLU

View PDF
DEPREM VE SONRASINDAKİ YIKIM SÜREÇLERİNİN TOPRAĞA VE HAVAYA KARIŞAN MADDELERİN SUYA OLUMSUZ ETKİLERİ (2024)

References

Top Articles
Latest Posts
Article information

Author: Arline Emard IV

Last Updated:

Views: 5547

Rating: 4.1 / 5 (72 voted)

Reviews: 95% of readers found this page helpful

Author information

Name: Arline Emard IV

Birthday: 1996-07-10

Address: 8912 Hintz Shore, West Louie, AZ 69363-0747

Phone: +13454700762376

Job: Administration Technician

Hobby: Paintball, Horseback riding, Cycling, Running, Macrame, Playing musical instruments, Soapmaking

Introduction: My name is Arline Emard IV, I am a cheerful, gorgeous, colorful, joyous, excited, super, inquisitive person who loves writing and wants to share my knowledge and understanding with you.